30 Mart 2009

Sur’a Üfle İsrafil

Kategori: Yazılar — admin @ 12:48

Seversin, kavuşamazsan aşk olur demiş Aşık Veysel aşk iki kişiliktir diyenlerin inadına ama hep tartışmaya sebep oldu ulaşılması güç, Ütopya’da daim olan. Aşktan bahsediyorum, yabancı bir kavramdan değil, şaşkın şaşkın bakmayın öyle..

Hergün duymuyor muyuz onlarca kişiden aşkı meşki defalarca, sakız etmiyor muyuz ağzımıza ? Eee o halde şaşıracak ne var bunda. Aşk işte efendim aşk. Bildiğiniz aşk (!)

Hayatımın temeli aşk diyorum, şaşkın bakışlar çoğalıyor etrafımdaki, “ne o yeni biri mi var yoksa” şeklindeki sorular boy gösteriyor anlamsız bakışlar yetmezmiş gibi.. “Hayır efendim yeni biri yok, her yeni günün habercisi olan doğan güneş, heyecanını kaybetmeyen ilk günkü gibi varolan bir insanı, beni uyandırıyor” diyorum düşünme yetisini kaybetmiş zavallılar gibi bakıyorlar bu sefer..

Anlamıyorum bu insanları ama çok da sorun değil, onlar da beni anlamıyorlar zaten..
Aşk bu. İnsanı hayata bağlayan, motive eden, şevkini ve iştahını kaybetmeden tıpkı “ilk gündeki” gibi olmasını sağlayan “şey”. Çoğu zaman karşımıza kırık kalplerin öyküsünü dinlerken çıksa da karşı cinse duyulan ilginin adı olarak konsa da aşk hayatımın temeli dediğim gibi.

Baktığım yeri anlamlı kılan, her sabah günün ilk ışıkları uyanırken küfür etmem gerektiği yerde gülümsememe neden olan aldığım darbeler sonucu yıkılmam gerekirken çürük de olsa bi ağacın dalına tutunmama sebep olan.

Kavuşamadıklarım var yaşadıklarım arasında.. Çok istediğim ama kavuşamadığım. Kavuşsam, bu kadarı yeter her şeyi bırakıyorum diyebileceğim kadar istediklerim de var. Uğrunda dünyayı bozuk para gibi harcayabilecek kadar istediklerim de var.. Aslına bakarsanız “o” da var “bu” da var.. Ama işin aslı iyi ki kavuşamamışım.. Eğer ki kavuşsaydım heyecan bitecek şevk kırılacak ve her şey son bulacaktı, çünkü kavuşmanın verdiği büyü de günün birinde bozulacaktı…

Bu yüzden hayatmın temeli aşk ve sürekli elde edemeyeceklerime aşık oluyorum.. Hayata aşık oldum ben… Herkesin baktığı otun “çiçek” olduğunu herkesin gözlerin kamaştırmaması için gözlük takarak hiçe saydıkları o büyük ve yakıcı nesnenin “güneş”, ışık kaynağı – ışığım, olduğunu ve özgürlük denenin “yaşam” olduğunu gördüm.. Farkına vardım, farkında oldum..

Bu aşkın daha büyüğü de vardır elbet ama hayata bağlayan, ilk günkü heyecanı koruyabilen, umut veren, motive eden bana yeterken fazlasını aramak anlamsız ve boşa.. Varolan “o” daha büyük olan aşk elbet günün birinde aşka olan saygımı görür ve kapımı kendiliğinden çalar ne de olsa…

Benim yaralı bir yüreği rahatlatmak amacıyla anlatacak ve adı aşk konacak bir hikayeyi yaşamak için vaktim yok… Zamanında kaybettiklerim de bugünümün nedeni.. Sûr’a üfle İsrafil ; düttürü dünya!

1 Yorum »

  1. Son satırlarına doğru kendimi bulduğum bir yazı, yüreğine sağlık, kalemine kuvvet Arda.
    Tarafımdan beğenilmiş olması da belki bir anlam ifade etmeyecektir, yüreğinden kopmuş sana ait harflerle bezenmiş. Yorum yaparken bile çekinmek lazım, hadsizlik etmemek adına.

    Doğan Cüceloğlu’ndan bir alıntı ilave etmek istedim.

    ”Çabanın, gayretin, niyetin saflığının, şevkin, değerlerin, sürecin iyileştirilmesinin önemi yoktur.

    Sonuç vurgulu yaşam felsefesi, kişinin özdeğerini kişinin elde ettiği sonuçlarla denk tutar. Ve bu tavrıyla da kişinin kendi yaşamında kendisi olarak var olmasını zorlaştırır.”

    Allah’a emanet…

    Yorum yapan DEMET, Gülfer — 25 Mayıs 2009 @ 10:36

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. Geri İzleme URL'si.

Yorum yapın

WordPress'in desteğiyle.