Pes etmek için çok erken.. Çekilmek bir kenara, sesi soluğu kesmek, nefes almamak belki… Neyin çözümü ?
Kanayan yaralar, akan göz yaşları, atılan isyan çığlıkları.. Boşa değil hiçbiri..
Çok yandı bu can. Çok tuz basıldı taze yaralara.. Çok duvar yumruklandı, çok göz yaşı döküldü, sessizce, belli etmeden ve hıçkırmadan.. Boşamıydı çekilen bu cefa kaybetmenin ardından yoksa atılan yeni birer adımmıydı doğruya yaklaştıran. Kim bilir belki hepsi yaşanması gereken değiştirilemezler belki de tercihler, doğruyu bulmak için umut dolu yaşanmışlıklar.
Sonu hep hüsrandı, acıydı, göz yaşı doluydu. Değişmedi ki bu son hiç. Benzemediki türk filmlerindeki mutlu sonlara.. Sonları hazırlayan ölmeyi değil uğruna yaşamayı ve yaşatmayı göze alan yaralı kalp olmadı ki hiç… Anlamayan, bilmeyen, haketmeyen belki de hissedemeyen birilerinin söylediği ve kulaklarının duymadığı bir kaç cümle oldu son veren..
Nasıl olsun ki bundan sonra dünya? Güneş doğsa da her sabah ortalık aydınlansa da karanlık. Çok karanlık !
Bu mu doğru ? Bu mu doğrular uğruna yaşamak ? Bu mu peki hissetmenin, sevmenin, aşkın bedeli ?
Olmamalı. Olmamalıydı… Ve yine yol ayırımı, yine bir tercih, yine bir vazgeçiş : Tamam mı ? Devam mı ?
Tamam… Bitmeli her şey, son bulmalı bu acılar.. Bir daha yaşanmamalı acı sonlu kısa metraj can yakan ilişkiler.. Kapanmalı, kendince yaşmalı her şeyi..Ses etmemeli fazla.. Olup bitmeli her şey sessizce, sakince…
İçki donatmalı masaların üstün yanında da Zeki Müren olmalı. Gözyaşları süzülmeli yanaklardan masum ve ilk günkü saflığıyla…
Yeni güne sıradan başlamalı, biraz baş ağrısı, biraz hüzün. Dalgın geçmeli saatler. Hayaller olmalı bir de dalgınlıkla beraber.. Yaşanan tüm acılara rağmen umut ve mutluluk barındırmalı.. . Gerçeğe dönünce kendini yine evde bulmalı. İçki masada, Zeki Müren pikapta.. Ve o plak hep dönmeli hiç durmadan…
Devam… Yaşanmalı her şey layıkiyle. Acı da olsa son saygı duymalı yaşananlara.. Hüzünle karışık gülümseler aydınlatmalı günleri yeniden. Tanrıya şükretmeli acının ardından yaşanacak mutluluğun şerbet tadında olma ihtimalini sunduğu için.
Umut’u korumalı. Sevgiyle yeşertmeli tekrar. Ve hazır olduğunda yeşeren o “umut” filiz vermeli doğruya. Zamanın götürdüklerinden çok getirdikleri önemli olmalı. Bir sonra gelenin o olduğunu dilemeli..
Tamam ya da devam tercihler işte, değişken. Korkularsa ortak nokta. Yaşanan onca yıkımın ardından yaşanacak her şey şüphe dolu korkunun eşliğinde. Atılacak her adım, yaşananları korku filmi tadında oynatacak önce.
Ne tamam ne devam. PES! Sonlanmalı, yaşanmamalı…
“Korkularını bilirim, sırrın var bende.” Diyebilecek kadar hisseden, sevebilecek, sevgiyi hakeden biri gelene kadar… Ve o an yeniden başlamalı hayat. İfade etmesi yaşanmadan imkansız olacak kadar eşsiz,büyülü ve buram buram aşk kokacak şekilde…