Yeni yıla gireli iki buçuk saat gibi bir süre olmuş. Geçen yıl bu zamanı anımsadım bilgisayar başına oturunca, çok büyük bir fark yokmuş, geçen sene sadece yeni yıla girmeden önce üç beş satır bir şeyler yazmışım, bu sene girdikten sonra.. Geçen sene yazdıklarım şuan sadece google önbelleğinde var ve o da iki üç içerisinde silinir muhtemelen.. Yazdıklarım da sadece sitemden ibaretmiş yeni yılı kutlayanlara. Bu sene sitem yok, öz eleştiri var.
2008 yılı.. Çok büyük umutlarla girmemiştim, büyüğü geçtim herhangi bir umudum yoktu. Maksat zaman öldürmekti. Nasıl derler, vakit doldurmaktı amacım.. Doldu mu vaktim ? Burada bu satırları yazabildiğime göre hayır.. Sadece bir sene daha yaklaşmış oldum.. Umutsuz, bir şey beklemeden bana verileni baştan kabul ederek girmişim geçen sene yeni yıla.. Baştan kabul ederek..
Kabul edilmiş şeyler için isyan ettiğimi gördüm sonra. Bana verilecek olanı baştan kabul etmiştim ama verileni beğenmeyip yeterli bulmayıp isyan etmişim.. Be Allah’ın güzel kulu, kabul ettiğin her şey için neden isyan ettin sonradan ? Neden insan olduğunu unutup her zaman daha fazlasını daha iyisini isteyeceğini düşünemeyip en baştan her şeyi kabul ettin ? İstiyorsan istediğin için direteceksin, kabullenip isyan etmekle olmuyor..
Can çıktı, huy çıkmadı.. Altın kural değişmedi yine anlayacağınız. İnsan yedisinde ne ise yetmişinde de o’dur derler ya aynen öyle.. Geçen değil bir, bin sene olsun huy çıkmıyor.. Kaybettim yine bazı şeyleri hayatımdaki.. Kaybettim..
Onun pahasına bugüne kadar bütün yaşadıklarımı çabalarımı silmek istediğim, hayatta geri dönmek istediğim tek andan başlatmak istiyorum her şeyi. Orada o kararı vermemiş, verememiş olmanın pişmanlığını ömrüm boyunca yaşadım ben çünkü. Ve bütün olanlardan yıllarca sonra içime bir yumruk gibi oturan bunu yazmama sebep olan şey; yaşadığım o ülkede bir doktorun gözlerimin içine baka baka bir başka dilde hayatımın sonlanmak üzere olduğunu söylemeseydi. Evet, yola çıkışımın sebebi, doktorumun her günümü son günüm gibi yaşamamı istemeseydi benden. Tatile çık dedi bana o adam. Tatil, dünya turu, görmediğim yerleri görmek hiç biri değil. Dünyayla vedalaşırken görmek istediğim en önemli hesabım Sevim’i, hayatım boyunca hiç kimseyi sevmediğim kadar sevdiğim o kadını bulup ona sevdiğimi söylemekti.. Ona o gün söylemediğim her şeyi içimde büyüğen o yumruğu anlatmak.. Belki son anımda ona sarılmak. Şimdi kendimi buna hazırlıyorum. Belki bu bile ertelemek. Ama artık bu son durak biliyorum. Hazır olacağım ve karşısına çıkacağım. Hayatım boyunca ona git diyişimin sebebi küçük garantilerimi kaybetmek istemememekti belki. Oysa o kararı verseydim ona daha önce sağlımda gitseydim belki bütün ömrümce çektiğimden çok daha az acı çekerdim.
Oysa hepsinin ötesindeki en büyük hatam kafamda bitirdiğim ve birgün mutlaka söyleyeceğim dediğim şeyi ertelemekti.. Ertelemek.. Sanki yarınınızdan eminsiniz gibi verdiğiniz o karar. Kafanda bir şey varsa bugün yapmalısın. O gün yapmalıydım. Bildiğim bir şey var ki O’nu bulduğum gün bir an bile ertelemeyeceğim.
Okuduğunuz satırlar benim kalemimden çıkma değil.. Okuduğunuz satırlar “Son Ders” filminde Saffet Hoca’yı -Hakan Aymaz- canlandıran Ferhan Şensoy’un günlüğünden.. Yazılabilecek olanın en güzeli en iyisi en açığı ve en net ifade edilmişi varken kendimi yormak istemedim.. İstedimki bugün ben birine tercüman olmayayım birileri & bir şeyler benim için tercüman olsun..
Erteledim.. Bir çok şeyi, bir çok kişiyi.. Ve kaybettim, kafamda da bitirmeye başladım şimdi. Ama bir tek farkla yukardaki satırlardan bir gün mutlaka söylemeyi ya da yapmayı istediğim bir şey yok.. Çünkü yapmak istediğim ya da söylemek istediğim şeyler bazılarını yine mutsuz edebilir.. - Bunun hayatım boyunca birilerini düşünerek attığım son adım olmasını diliyorum.-
Erteledim, kimi zaman hayallerimi kimi zaman söyleyeceklerimi kimi zaman sevgimi kimi zaman da ilgimi.. Karar veremedim, anlık küçük garantilerim için.. Şimdi kafamda koca bir yumruk yok ama içimde büyüğen bir yumruk var.. Her şeye rağmen şanslıyım ben yine de son durak değil benim ki.. Farkında olarak yaşamaya başlamaya karar verdiğim andan itibaren ilk durak..
Erteleyerek geçti koskoca bir yıl.. Erteledikçe ertele.. Uyaranlar da oldu ama dinleyen kim.. Ne de olsa elimde küçük garantilerim vardı.. Ne de olsa küçük mutluluklar da yeterdi bana.. Ama şimdi yoklar.. Ne o küçük garantiler ne de küçük mutluluklar..
Hayallerimin bir kısmını erteledim önümde duranları ezip geçmemek için.. Onları da kırmamak üzmemek için.. Ben merkezli olan “ben”, bencil olan “ben”, kendini düşünen “ben” böyle bir hata yaptı..
Sevgimi ilgimi alakamı erteledim.. Küçük mutluluklarım küçük garantilerim vardı.. Bunlara sığınarak bunlara dayanarak erteledim.. Seviyorum demedim hiçbir zaman.. İşimi seviyorum, bilgisayarımı seviyorum, O’nu seviyorum, ailemi seviyorum demedim.. Diyemedim, erteledim.. Kaybettiklerim de oldu sonucunda yanımda duranlar da..
Erteleneniyle, ertelenmeyeniyle güzel bir yıl sayılabilirdi 2008. Güzel anlar güzel zamanlar barındırdı içinde.. Zaman zaman güldürdü, zaman zaman üzdü, zaman ağlattı.. Ama acıttı.. Bu yüzden BSG* 2008.
Açıklığıyla, dürüstlüğüyle, farkındalığıyla bir yıl bekliyor beni ve son durakta inecek bir yolcu değil aksine ilk durakta oturarak gitmeyi bekleyen bir yolcuyum..
Geçen sene doğru adımları atma şansını tanımadı bana hayat. Bu sene doğru adımları atabilecek şansı diliyorum kendime ve herkese.
Mutlu seneler..
*bsg : “bi sie git”