25 Aralık 2008

Kelimeler Kifayetsiz İnsanlar Issız

An gelir o kadar konuşuruz ki kapanmak bilmez çenemiz, an gelir her şey tükenir, söylenecek söz kalmaz.. İşte o anlarda kelimeler kifayetsiz kaldı deyimini kullanırız.- “Aslında kelimelerin kifayetsiz falan kaldığı da olmaz hiçbir zaman bu durumun sebebi kelime bilgimizin yetersiz olmasından kaynaklanır.” derdi lisedeki edebiyat hocam kulakları çınlasın.-

Düşünüp bi’sonuca varamadığım bir konu var. Kelimeler mi kifayetsiz yoksa insanlar mı ıssızlaşıyor ? Uzaklaşıyor birbirlerinden, korkuyorlar, kopuyorlar, ürperiyorlar ya da fanileşip anı yaşama telaşı içine düşüyorlar ?

Vizyonda yedi hafta gibi bir süre kalıp,  popülerliğini kaybetmeyen ve aksine yedinci haftasına kopya sayısını arttırarak giren bir film “Issız Adam” . Bir Çağan Irmak yapıtı, kelimeleri kifayetsiz kılıp insanları ıssızlaştıran bu film. bundan önce; Çilekli Pasta (2000),  Bana Şans Dile (2001), Mustafa Hakkında Herşey (2004), Babam ve Oğlum (2005), Ulak (2007) filmleriyle büyük yankı uyandırmıştı Çağan Irmak. Hatta “Babam ve Oğlum” -izlemesem bile basından gördüğüm kadarıyla- izleyen büyük küçük herkesi duygulandırmış ve ağlatmıştı.. Neydi insanları bu kadar etkileyen bir fikrim yoktu.. Ta ki “Issız Adam”ı izleyene kadar..

Alper, otuzlu yaşlarda ana kahramanımız diye başlamayacağım.. Duymak ya da okumak istedikleriniz sinema sitelerinde verilen bilgiler değil çünkü.. Bu film hakkında söyleyebileceğim en yararlı şey sizin açınızdan gidin izleyin demem olur. Fakat yine de bir şeyler zırvalamak istiyorum.

Film arası verildiğinde, özellikle bayan izleyicilerden, Cemal Hünal’a sitemle karışık hakaretler başlıyor. Tabi bu sıra herkes filmin sonunda bu duygusuz, kaba ve bohem adamın kendisini ağlatacağından bi’haber. Ve ufaktan da bir hayal kırıklığı var.. Bu muydu yani, bunun için mi geldik diye söylenmeler..

Haksız da sayılmaz kimse.. Filmin ilk bölümünde Cemal Hünal’ın düzensiz ilişkileri ve aşık olma hikayesini izledi herkes. Özellikle düzensiz ilişkiler bayan izleyicilerin canını sıkıyor. Kim hemcinsinin o kadar basit bir hale düşürüldüğünü görmek ister ki?

Ben de çoğunluk gibi filmi tavsiye üzerine izleyenlerdenim, bu yüzden diğerlerine nazaran daha sabırlı daha ılımlıydım. Bi’yandan da ister istemez düşünmeye başlamıştım, bi’insanı bu hayata ne / neden /  ne şekilde sürükleyebilir diye..

Film arası bittiğinde hayal kırıklığına uğramış çiftler bir bir yerlerine oturup can sıkıntısıyla izlemeye başladılar, Çağan Irmak’ın onlara hazırladığı süprizden habersiz bir şekilde. Alper’in hayatını gözler önüne seren ve kaba adamın sürdürebileceği tarzda kareler onlarca dakikayı eritebilecek şekilde fakat büyük bir titizlikle hazırlanmış. Bu titizlik belki de kırılan bi’bardağın içinden düşen toka belki de o dakikalara kadar filmde çalan şarkılarda gizlenen Alper’in karakteri.. ;)

Açık açık konuşmak gerekirse, filmi ilk defa izleyenlerin büyük çoğunluğu sonuna kadar laf olsun diye takip ettiler.. Fakat filmin o büyük final sahnesinde yapılan “flash-back”ler herkesi yattığı derin uykusundan uyandırdı ve duygusal anların başlamasına neden oldu.. O dakikaya kadar filmi beğenmeyen ve ummdukları duygusal ortamı bulamayan çiftler şaşkın bir şekilde aniden filmin gizlenmiş duygusallığına kaptırtılar kendilerini..

Yine bir Çağan Irmak filmi, yine izleyicileri göz yaşlarına boğan son sahne.. Yedinci haftanın ortası ve hala yer bulunamayan seanslar..

Yazının başında demiştim ya Çağan Irmak’ın insanları nasıl ağlatabildiğini ancak bir filmini izleyince anlayabildim diye. Şimdi benim gibi daha önceden Çağan Irmak filmi izlemeyenler bu yazıyı okurken hiçbir şey anlayamayacak belki de o filmin ilk yarısında bahsettiğim düzensiz ilişki sahnelerinin başrol oyuncularının kendileri olmalarını dileyecekler..

Fakat bilmiyorlar ki insanları duygulandırıp gözyaşı dökmelerine sebep olan Çağan Irmak’ın yazdığı senaryolarda herkesten bir parça bulunması ! Herkesin o senaryodaki karakterlerden kendine bir parça uydurması. Uydurulan o parçanın belki de birebir kendisine ait olması..

Diyeceğim o ki milleti yedi buçuk haftadır aralıksız ağlatan bir filmin senaryosunda sömürü olduğu görüşü yayılmaya başlıyor yavaştan. Yalan & Yanlış. Filmde sömürü yok, sizden bir parça var belki de ıssızlığınız arasında farketmeye vaktinizin olmadığı..

Son satırlara gelirken filmin arasında Cemal  Hünal’a söven bayanların, en az bir kez düşünmesini istiyorum benim gibi. Bir insanın ne / neden / ne şekilde o hale sokar.. Böylesine bi’boşlukta boğulmasına yol açar.. Tabi siz bunun gerçek cevabını ne kadar düşünürseniz düşünün bulamayacaksınız.. Çünkü insan kendi yarattığı boşluğun farkına varamaz. Bunu da mı anlamadınız ? Filmdeki karakterimiz Alper’i o hale düşüren, geçmişin ve belkide geçmişteki birinin yarattığı küçük boşluk.. Belki de siz.. (kendi fikrim)

Bu yazıyı yazmam yaklaşık bir saatimi aldı. Merak eden olursa bu yazıyı Tanju Okan - En İyi Dostum eşliğinde yazdım. Kelimeler şimdi kifayetsiz insanlar daha da ıssız..Issızlaşan insanlar arasında mutluluk dolu günler diliyorum ;)

24 Aralık 2008

Herşey tamam

Kategori: Featured Articles — Etiketler:, — admin @ 09:17

Dün gece ardamendes.com.tr genel düzenlemelerini yaptıktan sonra bu sabahta galeriyi kullanıma hazır hale getirip, açılışı kimseyi şaşırtmadan Fenerbahçe ile yaptım.

An itibariyle her şey tamam gibi gözüküyor. Bundan sonrası sizin sabrınıza benim ilgime kalmış. Sitenin görsel açıdan rayına oturması tahminimce bir hafta alacaktır. Ayrıca da ufak bir süpriz yapıp ardamendes.com.tr için çizilmiş özel bir maskotu da yayına sokabilirim.Tabi o maskotu sıkıştıracak bir yer yok bu yüzden nerede ne şekilde kullanabilirim düşünüyorum.

Kısa bir süre sonra duyurular ile değil de yazılarım ile görüşmeyi diliyorum.

23 Aralık 2008

O bunu yaparken..

Kategori: Featured Articles — Etiketler:, , — admin @ 21:48

Bi’anda aklıma geldi kendi adıma ait .tr uzantılı domain almak. Prosedürler de kısa sürünce 23 Aralık 2008 - Salı siteyi kurmuş oldum. Bu sitede kurumsal kimliğimden çok, özel hayatımı kişiselleştirmeden yansıtmaya çalışacağım. Daha açık olmak gerekirse okuduklarınız size sizden bir parçaymış gibi gelecek. Zaman zaman kendi yazılarımı paylaşacağım gibi zaman zaman da ufak tefek alıntılar yapacağım.. Buraya attığım her yeni mesajın canımın sıkıldığı anlamına geldiğini unutmayın.. Yani burası benim kafa dağıtmak için kullanacağım adres olacak..

Peki buranın size ne yararı olacak ? Neden burada benim zırvaladıklarımı okuyacaksınız ? Cevabını bilmiyorum.. Tek söyleyebileceğim yazılarımı okuyanların tekrar yazmamı rica ettikleri..

Eskisi kadar sık ve duygu yoğunluğu yüksek yazıları şu sıra yazamasam da farklı konularda akıcı ve başta beni sonra okuyanları sıkmadan yazmaya çalışacağım. Belki -ufak bir ihtimal- duygu yoğunluğu yüksek yazılar da yazabilirim ara sıra.

Web günlüklerinin bir çoğunda gözüme çarpan Türkçe’nin çok kötü kullanılması ve Türkçe’nin turkche’leşmesi. Böyle bi’durum -kendime has yazma şeklim olsa da- bu sitede gerçekleşmeyecektir. Ve zaman zaman sosyal mesajlar yayınlanacaktır..

Buraya kadar en fazla dikkatinizi çeken şeyler cümle sonlarında sık sık “..” kullanmam ve başlıktır sanırım. Sık sık “..” kullanmam alışkanlık.. Zamanla kazandığım ve bir daha bırakamadığım alışkanlık. Bazen “…”nın anlatamadıklarını “..” ile anlatıyorum.

Onu geç başlığa gel dediğinizi duyuyorum. Fakat başlık hakkında açıklma yapmacağım. Başlık ve kullandığım resim, hatta yazı şeklim anlayabilenler için karakteristik özelliklerim hakkında ipucu olsun. Çözebilen çözer, yazılarımı daha büyük bir keyifle okur. Çözemeyen zamanla yazılarımı anlayarak, keyiflenmeye başlar..

WordPress'in desteğiyle.